Eksik Etek neden yasaklandı? Bir kelimenin ardındaki toplumsal hikâye
Bugün Kppd olarak Eksik Etek neden yasaklandı hakkında merak edilenleri açıklığa kavuşturuyoruz.
Bir kelimeyi duyduğumuzda bazen yalnızca anlamını değil, bize öğretilmiş bir dünyayı da hatırlarız. “Eksik etek” de böyle bir ifade. İlk bakışta eski bir deyim gibi görünse de üzerinde biraz durunca kadınlık, erkeklik, beden, aile ve otorite hakkında yüzyıllar boyunca kurulmuş düşüncelerin izlerini taşıdığını fark ediyoruz.
Öncelikle önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor: “Eksik etek” hukuken yasaklanmış bir kelime değildir. 2010 yılında Türk Dil Kurumu’nun (TDK) bazı deyim ve atasözlerini sözlüklerden çıkarma/ayıklama çalışmaları sırasında “eksik etek” de sözlüklerden çıkarılan ifadeler arasında gündeme gelmiştir. Dolayısıyla burada söz konusu olan bir kelimenin kullanımının cezai olarak yasaklanması değil, kurumsal bir sözlükte yer verilmemesidir.
Hukuki Haber
+1
“Eksik etek” ne demek?
TDK’nin güncel sözlük verilerinde “eksik etek”, eskimiş ve halk ağzına ait bir kullanım olarak “kadın için kullanılan bir söz” şeklinde tanımlanıyor.
TDK Sözlük
İfadenin sosyolojik açıdan dikkat çekici tarafı ise “kadın” anlamının “eksik” sıfatıyla kurulmasıdır. “100 Sene 100 Nesne” çalışmasında da belirtildiği üzere, ifadenin tarihsel arka planında “etek” sözcüğünün bazı yörelerde kadın cinsel organıyla ilişkilendirilmesi ve kadının erkeğe göre “bir şeyden eksik” görülmesi düşüncesi bulunmaktadır.
100 Sene 100 Nesne
Burada toplumsal cinsiyet kavramı önem kazanıyor. Toplumsal cinsiyet, kadın ve erkeklere yalnızca biyolojik özellikler üzerinden değil, toplum tarafından yüklenen roller, beklentiler ve davranış kalıpları üzerinden anlam verilmesini ifade eder.
Neden yasaklanmak yerine “ayıklanmak” daha doğru bir ifade?
2010’daki tartışmanın merkezinde aslında iki farklı yaklaşım vardı. Birinci yaklaşım, aşağılayıcı ve ayrımcı ifadelerin resmi sözlüklerde bulunmasının bu ifadeleri yeni kuşaklara aktarmaya katkıda bulunabileceğini savunuyordu. Dönemin haberlerinde TDK’nin yaklaşık 20 bin deyim ve atasözünü inceleyen bir çalışma yürüttüğü ve kadınları aşağılayan çeşitli ifadeleri sözlüklerden çıkarmayı planladığı aktarılmıştı.
Hukuki Haber
+1
İkinci yaklaşım ise daha çok dilbilimsel bir kaygıya dayanıyordu: Bir toplumun kullandığı sözcükleri sözlükten çıkarmanın, o sözcüklerin toplumdaki varlığını ortadan kaldırmayacağını savunuyordu. Nitekim dönemin tartışmalarında “dilde sansür olur mu?” sorusu da gündeme gelmişti.
Cumhuriyet Gazetesi
Bence bu ayrım önemli. Çünkü bir ifadenin sözlükten çıkarılması onun toplumsal hafızadan silindiği anlamına gelmez. İnsanlar dili yalnızca sözlüklerden öğrenmez; aileden, arkadaş çevresinden, medyadan, okuldan ve gündelik ilişkilerden öğrenir.
Toplumsal normlar kadınları nasıl tanımlar?
Dilin görünmeyen kuralları
Toplumsal norm, bir toplumda “normal”, “uygun” veya “beklenen” kabul edilen davranışların bütünüdür. Örneğin kadınlardan daha sakin, fedakâr ve bakımlı; erkeklerden ise güçlü, ekonomik olarak başarılı ve otoriter olmalarının beklenmesi toplumsal cinsiyet normlarına örnektir.
Türkiye üzerine 2026’da yayımlanan bir araştırma, ataerkil tutumların yalnızca aile içindeki rollerle sınırlı olmadığını; kamusal alanda da güç ve otorite ilişkileri aracılığıyla yeniden üretildiğini gösteriyor. Araştırmada yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyiyle toplumsal cinsiyet normları arasında anlamlı farklılıklar bulundu.
DergiPark
2026 tarihli başka bir çalışma da kuşaklar arasında önemli değişimler olduğunu gösteriyor: Daha yaşlı katılımcılarda erkeğin ekonomik sağlayıcı ve otorite figürü, kadının ise fedakâr eş ve bakım veren olarak görülmesi daha belirginken; genç kuşaklarda özerklik ve sorumluluğun paylaşılması gibi eşitlikçi değerler daha fazla öne çıkıyor.
Springer
“Eksik Etek” yalnızca bir deyim değil, bir güç ilişkisi
Bir kadına “eksik” demek, yalnızca kaba bir söz söylemek değildir; hangi insanın “tam”, hangisinin “eksik” kabul edildiğine ilişkin bir hiyerarşi kurar.
Bu nedenle konu toplumsal adalet açısından da önemlidir. Eğer bir grubun kimliği sürekli olarak yetersizlik, duygusallık, beceriksizlik veya cinsel nesne olma üzerinden tarif ediliyorsa, bunun gündelik hayatta sonuçları olabilir.
Üstelik bu yalnızca kadınların karşılaştığı bir mesele değildir. Toplumsal cinsiyet kalıpları erkekleri de belirli davranışlara zorlayabilir: güçlü görünmek, duygularını gizlemek, ekonomik olarak başarılı olmak ve otorite kurmak gibi.
Gündelik hayattan bir örnek: kıyafet
Kıyafet tartışmaları bu güç ilişkilerinin görünür olduğu alanlardan biridir. Örneğin bir okulda kız öğrencilerin etek boyunun erkek öğrencilerin dikkatini çekebileceği gerekçesiyle sınırlandırılması, yalnızca bir kıyafet yönetmeliği meselesi değildir. Geçmişte Türkiye’deki bazı okul uygulamalarında kısa etek gerekçesiyle kız öğrencilerin kıyafetlerine müdahale edildiği basına da yansımıştır.
Habertürk
Buradaki temel soru şudur: Erkeklerin davranışlarının sorumluluğu neden kadınların kıyafetleri üzerinden düzenlenir?
Bu soru, bireysel tercihlerle toplumsal yapının kesiştiği noktayı gösterir.
“Eksik Etek” ve popüler kültür
İfade yalnızca geleneksel dilde değil, popüler kültürde de yaşamaya devam etti. Norm Ender’in “Eksik Etek” adlı rap şarkısı üzerine yapılan akademik bir içerik analizinde, şarkının kadınları duygusal, ekonomik açıdan bağımlı ve cinselliği üzerinden tanımlayan çeşitli toplumsal cinsiyet klişeleri ürettiği sonucuna varıldı. Çalışma, bu temsilleri hegemonik erkeklik kavramıyla ilişkilendiriyor.
ResearchGate
+1
Burada ilginç bir çelişki ortaya çıkıyor: Rap, çoğu zaman sisteme ve otoriteye karşı bir ifade biçimi olarak görülürken, aynı kültürel alan kendi içinde kadınlara yönelik geleneksel hiyerarşileri yeniden üretebilir.
Bu da bize önemli bir şey söylüyor: Muhalif olmak, otomatik olarak eşitlikçi olmak anlamına gelmez.
Dili değiştirmek toplumu değiştirir mi?
Bir deyimi sözlükten çıkarmak tek başına toplumsal dönüşüm yaratmaz. Fakat hangi ifadelerin artık kabul edilebilir görülmediğini tartışmaya açabilir.
Bugün “eksik etek” ifadesinin sorunlu bulunması, geçmişte normal kabul edilen bazı söylemlerin artık sorgulanabildiğini gösteriyor. Ancak eşitsizlik yalnızca kelimelerde yaşamıyor. Ev içindeki iş bölümünde, ücretlerde, bakım sorumluluklarında, eğitimde, iş yaşamında ve kadınların kamusal alandaki davranışlarına yönelik beklentilerde de karşımıza çıkabiliyor.
Bu yüzden asıl mesele bir kelimeyi yasaklamak değil, o kelimeyi mümkün kılan toplumsal düşünce biçimini anlamaktır.
Sonuç: “Eksik” olan gerçekten kim?
“Eksik Etek neden yasaklandı?” sorusunun en doğru cevabı, aslında “yasaklanmadı; 2010’daki TDK sözlük ayıklaması kapsamında sözlüklerden çıkarıldı” şeklindedir. Fakat bu küçük düzeltmenin arkasında çok daha büyük bir sosyolojik soru bulunuyor: Toplum bazı insanları neden “tam”, bazılarını ise “eksik” olarak tanımlar?
Belki de mesele tam burada başlıyor. Bir sözcüğün anlamını değiştirmekten daha zor olan, o sözcüğün arkasındaki bakışı değiştirmek.
Kendi hayatınızda kadınlara veya erkeklere yönelik hangi sözlerin “normal” kabul edildiğini hatırlıyor musunuz? Çocukken duyduğunuz hangi ifadeler bugün size farklı geliyor? Bir kıyafetin, bedenin ya da cinsiyetin insanların davranışlarını belirlemesi gerektiğini düşündüğünüz anlar oldu mu? Ve sizce toplumsal adalet açısından değişmesi gereken ilk şey dilimiz mi, yoksa dili üreten toplumsal ilişkiler mi?