Palamut Balığı Çorbası Nasıl Yapılır? Bir Mutfak Hikâyesi
O gün mutfakta yalnız değildim. Dışarıda rüzgâr denizden sert esiyor, mutfağın camına tuzlu bir buğu bırakıyordu. Annem, elinde bıçak, palamutu ayıklarken derin bir sessizlik vardı; babamsa masada oturmuş, “balığın kılçığı ince olacak ki çorba berrak olsun” diye mırıldanıyordu. O an fark ettim — bu sadece bir yemek hazırlığı değildi. Herkesin kendi yöntemiyle hayata yaklaşma biçimiydi bu: biri detayda duyguyu, diğeri çözümde stratejiyi buluyordu.
Rüzgârlı Bir Akşam: Balığın Hikâyesi
Babam, yılların denizcisi, balıkla konuşur gibiydi. “Palamut, denizin sabırlı çocuğudur,” derdi. “Çorbasını aceleye getirirsen sana küser.” Onun gözünde bu çorba bir plan, bir proje gibiydi: adımlar belli, strateji net. Annem ise aynı çorbayı yaparken başka bir dünya kurardı. “Her kepçede biraz sabır, biraz sevgi olacak,” derdi. “Yoksa sadece sıcak suyla balığı karıştırmış olursun.”
İşte o gece, ben de iki yaklaşımı birleştirmeye karar verdim. Hem babam gibi sistemli, hem annem gibi içten olacaktım. Ve çorba, sadece karın doyurmakla kalmayacaktı — bir hikâye anlatacaktı.
Palamut Balığı Çorbası Nasıl Yapılır?
Malzemeler
- 1 orta boy palamut (temizlenmiş ve dilimlenmiş)
- 1 adet büyük soğan
- 1 adet havuç
- 1 adet patates
- 1 diş sarımsak
- 1 limonun suyu
- 2 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı un
- 1 litre sıcak su veya balık suyu
- Tuz, karabiber, defne yaprağı
- Üzeri için maydanoz
Hazırlık
Babam balığı temizlerken hep aynı ritüeli uygular: “Önce kılçığına, sonra ruhuna dokun,” der. Balığı büyük parçalar halinde temizledikten sonra tencereye alıp, üzerini geçecek kadar su ekleyip kaynatır. Köpüğünü alır, defne yaprağını atar. Onun için temizlik, sadece hijyen değil; netlikti. Her şeyi yerli yerinde olacak, tencerenin içinde bile düzen hâkim olacaktı.
O sırada annem, soğanı küçük küçük doğrar, havucu ince ince dilimler. “Bu renkler,” der, “çorbanın ruhunu anlatır.” Soğanı zeytinyağında yavaşça çevirir, havuç ve patatesi ekler. Mutfakta o an yayılan koku, çocukluğumun en güvenli anı gibidir.
Lezzetin İnşası
Babam çorbanın stratejik kısmına geçer: balığın pişen suyunu süzer, etlerini kılçıklardan ayırır. “Berrak su, temiz zihin gibidir,” der gülerek. Annem ise eline küçük bir kase alır, unu biraz soğuk suyla açar. “Hayatta da böyledir,” der, “önce karıştırmadan ısıtırsan topaklanır.” Karışımı çorbaya azar azar eklerken karıştırır. Limon suyunu da eklediğinde o altın rengi çorba, tam kıvamına gelir.
Son Dokunuş
Balık etleri yavaşça çorbaya geri döner. O an, tencere sadece yemek değil, uzlaşmanın sembolü olur. Babamın sistemli planı ve annemin sezgisel dokunuşu aynı yerde buluşur. Üzerine maydanoz serperken annem gülümser: “İşte şimdi hem zihin doydu, hem kalp.”
Çorbanın Ötesi: Birlikte Olmanın Tadı
O gece masaya oturduğumuzda, çorba bir yemekten fazlasıydı. Babam ilk kaşığı alırken “tam kıvamında” dedi, annemse sessizce gülümsedi. O an fark ettim: bu tarif, kadınla erkeğin hayata bakışlarının çorbadaki yansımasıydı. Erkek, doğru oranlarla düzen kurmak ister; kadın, o düzenin içinde sıcaklık yaratır. Ve ikisi bir araya geldiğinde, mutfak sadece pişirme alanı değil, hayatın prova sahnesi olur.
Palamut balığı çorbası yaparken bunu hatırlayın: bir taraf plan kurarken diğeri kalbi dinlesin. Çorba, tıpkı bir ilişki gibi, zaman ve sabırla güzelleşir. Her kaşıkta biraz deniz, biraz emek, biraz sevgi vardır. Ve en güzeli de, o sofrada bir hikâye paylaşılır.
Denizin Kokusuyla Bitirirken
Şimdi, o eski tencere hâlâ mutfakta. Her sonbaharda palamut mevsimi geldiğinde çıkar, aynı ritüel başlar. Babamın stratejisi, annemin sezgisi, benim arada kaldığım o tatlı denge. Ve tencerenin kapağını her kaldırdığımda, çocukluğumun buğusu yükselir: tuz, limon ve anılar karışımı. Palamut balığı çorbası işte tam da bu yüzden güzeldir — çünkü sadece karnı değil, geçmişi de ısıtır.