İçeriğe geç

İstanbul Tıp Kitabevi ulusal mı uluslararası mı ?

İstanbul Tıp Kitabevi: Ulusal mı, Uluslararası mı?

Kayseri’den İstanbul’a Uzanan Bir Hikâye

Bir zamanlar Kayseri’nin dar sokaklarında, her adımda insanları, köşe başındaki bakkalı, pazarı, meyve sebze dükkanlarını gördüğüm o sabahlar vardı. O sabahlar, beni büyüten, bana hayatta değerli olan şeyleri öğreten sabahlardı. İçim sıkıldığında bir çay içmeye, ruhumu dinlendirmeye bile gitsem, bu şehrin havasını soluduğumda kendimi her zaman tam olarak ben gibi hissederdim. Ne yalan söyleyeyim, Kayseri bana hep çok samimi gelirdi. Ama bir gün, hayatımda başka bir şehri, bir başka atmosferi keşfetme zamanı geldi.

İstanbul’a ilk gidişimde, o heyecanı içimde hissetmiştim. Sadece yolculuğun değil, şehri keşfetmenin verdiği o tarifsiz duyguyu… Bir de, o yolculuk sırasında içimde gizliden gizliye büyüyen bir soruyla yanımda taşıdım İstanbul’u: İstanbul Tıp Kitabevi gerçekten ulusal bir yer mi? Uluslararası mı? Kayseri’de bu sorunun cevabını bulamıyordum. Bu kitabevini hep duydum ama bir türlü onun anlamını, yerini, dünyada nereye oturduğunu kavrayamıyordum. Belki de o yüzden kafam karışıktı. Ama İstanbul’da her şeyin bir cevabı olduğu hissi vardı.

Bir Kitap, Bir Şehir ve Bir Sorunun Büyüsü

İstanbul Tıp Kitabevi’ni ilk kez büyük bir heyecanla girdiğimde, içimden bir şeyler burkulmuştu. Kitabevinin o kalabalık, alışılagelmiş yerinden farklı havası, bana Kayseri’nin sıkıcılığını unutturmuştu. Raflar arasında dolaşırken kendimi bir yabancı gibi hissetmedim, ama bir kaybolmuşluk vardı içimde. Rafların üzerinde öyle kitaplar vardı ki, onlara dokunmak bile bana bir dünyanın kapılarını açacakmış gibi hissettirdi.

Saatlerce kitaplar arasında dolaşıp, rafları inceledim. Her kitap, sanki bana bir hikâye anlatıyordu. Beni, kendi sorumun cevabını aramaya iten şey ise, kitabevinin rafları arasındaki bu anlamlı sessizlikti. Ulusal mı, uluslararası mı? diye soruyordum. Bu sorunun bana neden bu kadar takıldığını çözemedim, ama bir şekilde içimde büyüyen bu soru, İstanbul Tıp Kitabevi’nin duvarlarına da yansıyan bir iz bıraktı.

Birkaç saat sonra, Kitabevi’nde çalışan, İstanbul’a taşınalı çok olmamış, genç bir kadına yaklaştım. Ona, kitabevinin ulusal mı, yoksa uluslararası mı olduğunu sordum. Gülümsedi. Ama gülümsemesiyle, bana içimdeki soruyu açıklayıp açıklamadığını bilemeyeceğimi düşündüm.

“İstanbul Tıp Kitabevi, aslında her ikisi de,” dedi. “Ulusal bir yer. Ama zamanla o kadar çok yabancı misafirimiz oldu ki, kitapları ve yayınları her geçen yıl daha da uluslararası bir hale geldi. Yani, burada ne ararsan bulabilirsin. Bu yüzden, burası her yönüyle evrensel.”

O an, birden içimdeki bulmaca tamamlandı. Sorunun cevabını bulmuş gibiydim. Bu, hayatta en çok sevdiğim anlardan biriydi: İçimdeki karmaşaya bir çözüm bulmak, ve o çözümün içinde bir huzur bulmak. İstanbul Tıp Kitabevi, bir bakıma bir dünya gibiydi. Bir şehri ve bir anlamı kucaklayan, insanlara farklı kültürler sunan bir liman.

Hayal Kırıklığı ve Umut

Ama işin içine başka bir şey de girdi. Bu huzurun içinde, bana bir hayal kırıklığı da sunuyordu İstanbul. Bu kadar büyük bir şehirde, bu kadar çok insanın yaşamını etkileyen bir kitabevinin, kaybolması çok kolaydı. Her geçen gün, bir uluslararası marka olmak için biraz daha büyürken, o samimi, o küçük yerel özelliklerini kaybediyor muydu? Bu soruyu kendi içimde defalarca sordum.

Daha sonra, kitabı ararken gözümün takıldığı başka bir şey daha oldu. Genç bir kadın, rafta duran kitapları düzenliyordu. Kitapları nasıl düzenlediğini, hangi sırayla koyduğunu gözlemlemek, bana bir zamanlar Kayseri’deki küçücük kitabevinde de yaşadığım bir duyguyu hatırlatıyordu. Yavaşça, kitabı düzenlerken bu kadının elinde tuttuğu bir kitabın etiketinde İstanbul Tıp Kitabevi Uluslararası Yayınları yazdığını fark ettim. O an, sadece o etiketin bir yansıması olduğunu düşündüm, ama bir şeyin farkına varmaya başladım. Kitabevi, sadece ulusal bir yer olmaktan çıkıyor, her geçen gün bir şeyler ekliyor, büyüyordu. Her kitabın ve her yayının arkasındaki insanlar, aslında bu büyümeyi temsil ediyordu.

Sonuçta Nerede Duruyoruz?

O gün, İstanbul’dan dönerken düşündüm. Kitabevinin etiketini, oradaki yayınevlerini, her kitaptaki ince yazıları düşünerek, aslında büyük bir yolculuğa çıktığımı fark ettim. Sadece İstanbul Tıp Kitabevi’ni keşfetmek değil, bu kadar büyük bir şehrin içindeki evrensel anlamları, yaşamla ilgili her şeyin değişebileceğini, büyüyebileceğini hissettim. Belki de İstanbul Tıp Kitabevi’nin büyümesinin anlamı, hayatın kendisinin büyümesiyle paraleldi. Küçük bir kasabada başlayan her şey, büyük bir dünyada yerini buluyordu.

İstanbul Tıp Kitabevi’nin ulusal mı, uluslararası mı olduğunu düşünmek, o kadar da önemli değildi. Çünkü bir şekilde, hem ulusal hem de uluslararası olmanın en güzel tarafı, bir yerde bir araya gelmektir. Kitaplar, insanlar, yayınevleri ve her birinin ardında bir hayat hikâyesi… İşte, tüm bunlar, bizleri birleştiren, bir araya getiren bir çatıydı.

Artık biliyorum ki, İstanbul Tıp Kitabevi hem bir yerel yansıma hem de küresel bir kucaklaşma noktası. Sadece bir kitabevi değil, insanın hayatta ne kadar küçük ya da büyük olabileceğini hatırlatan bir anlam. Kayseri’den İstanbul’a giden bu yolculuk, bana çok şey öğretti. Ve her ne kadar İstanbul, zamanla büyüse de, o büyüyen dünyada hep bir yerel sıcaklık, o eski Kayseri havası, hep bir şekilde kalacak.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet giriş