Kppd’ya hoş geldiniz. Bu yazımızda merak ettiğiniz “Ölünce ruh ilk nereye gider” konusunu sizin için araştırdık.
Ölünce Ruh İlk Nereye Gider?
Ölünce ruh ilk nereye gider? Hepimizin kafasında bir yerlerde bu soru var. Yani, tamam, belki bazılarımız “ölümden sonra ne olur” konusunu hiç düşünmüyor, belki de o kadar korkuyoruz ki gözümüzü kapatıp “görmemek” için bildiğimiz her şeyi yapıyoruz. Ama bir yanda da var ki, en azından birkaç kere, bir an olsun “hadi ya, acaba ruh nereye gider?” diye sormadık mı? Tabii, bu soru bir yanda insanı düşündürse de, diğer yanda “belki de bizim ruh bir yere gitmiyor, sadece çamaşırdan çıkar gibi bi’ şekilde geçiyor” diye düşünmeden de edemiyorum. Yani, kendi adıma konuşacak olursam, ölüme biraz da esprili yaklaşan biriyim.
Hayatımı çok ciddiye alırken, bazen de işte böyle kafamı dinlendirip, ruhumun nereye gideceğini düşünürken buluyorum kendimi. Gelin, birlikte “ölünce ruh ilk nereye gider?” sorusuna mizahi bir bakış açısıyla yaklaşalım. Hadi, belki biraz düşünürken biraz da güleriz!
Ölüm Sonrası “Çıkış Yolu” Nerede?
Bir gün, bir arkadaşım bir anda bana, “Bence ruh ölünce gökyüzüne gider” dedi. Hani, “ben sana gökyüzünü falan gösteremem ama bak gökyüzü diye bir şey var” diyerek gülüyordu. Ben de ona bakıp “Gökyüzüne gitse gitse, orada da Google Maps’i bulur, nereye gideceğini sorar” diye cevap verdim. Ama sonra düşündüm, gerçekten ölüm sonrası ruhun ilk gittiği yer neresidir? Yani, orada bir ofis var mı, bir kayıt masası mı? Ne bileyim, bir sorgulama yeri gibi bir şey var mı?
İlk başta düşündüm ki, ruh doğrudan Cennet’e mi gider? Hani, bildiğimiz Cennet, kıyısında altın sarısı bir deniz, bembeyaz bulutlar… Ama sonra birden Cehennem’i düşündüm. Oraya gitmek zor olurdu, hele ki uzun kuyruklar falan varsa. Ölüler bile sıra bekler mi? Ben kesin yedek listesinde kalırım, ya da önümüzdeki 500 yıl için randevu alırım, kim bilir?
Hadi Biraz Cehennem’i Hayal Edelim
Cehennem’le ilgili korkularımı biraz hafifletmek için biraz daha yaratıcı düşünmeye başladım. Mesela, bir anda Cehennem’e gitsem, orada ne olur? Acaba sosyal ortam nasıl? Kimse orada yalnız mı? İçeri girdiğimde “Aa, Rıza abi sen misin?” diyebileceğim biri olur mu? Korktuğum kadar kötü mü? Hadi, biraz daha mizahi düşünelim.
Cehennem’dede bir “sosyal medya” vardır belki?
Ruh: “Selam, burası Cehennem mi?”
Şeytan: “Evet, doğru geldin! Ama hemen bir selfie çekip, Story atmak ister misin?”
Ruh: “Burası Cehennem, selfie çekmeye nasıl izin verirsiniz?”
Şeytan: “Yavaş ol, her şeyin bir sırası var! Bizim de bi’ hikâyemiz var. 6. kat şunu izler, 4. kat burayı yapar falan… Sosyal hayat bizde başka. Hep beklemedesin.”
Haa, bir de o var. Ölünce ruhun nasıl gideceğini düşünürken, sosyal medya işin içine girince işler başka bir hâl alıyor. Çünkü günümüzün en büyük sorusu şu: “Ölünce, Instagram’da bir takipçi kaybeder miyim?” Eğer sosyal medya hesaplarımız ölümsüzse, bu belki de “hayat sonrası algoritmalar” demek değil mi? Ruhumun gittiği her yerin bir sosyal medya platformu olması olasılığı yüksek.
Ölünce Ruh Nerelere Takılabilir?
Bir de şu var, ölülerin takılacağı mekanlar; yani, ruh ilk nereye gider sorusunun bir başka açılımı da “nereye takılacak?” sorusudur. Ölüler, belki de hayatlarında hiç gitmedikleri yerleri, hayatlarından sonra “yeni yerler keşfetmeye” çıkarlar. Mesela, mezarını bir kez geçerken “Evet, buralar harika, keşke önce görseydim” diye düşünenler var mı?
Ya da belki de biraz daha sağduyulu bir yaklaşım. Ruh, yaşarken hiç gitmeye fırsat bulamadığı, hep “bir gün giderim” dediği yerlere gidebilir. Ruhun tatil yapmak gibi bir hakkı yok mu?
Ruh: “Ölmeden önce hiç Maldivler’e gitmedim. Şimdi bir bilet alıp hemen gideyim.”
Mezar: “Arkadaşım, hayat kısa ama burası uzun. Sıkıldım, hadi gidip bir şeyler yapalım, ruhla gezelim.”
Gerçekten, ölülerin hiçbir tatil hakkı yoksa, bence bu sistemin bir sıkıntısı var. Düşünsenize, hiç gitmediğiniz bir yere gitmek için çok zamanınız var. Birkaç bin yıl sonra…
Ölünce Ruh Ne Yapar? Diğerleriyle Tanışır mı?
Tabii ki, ruhun gittiği yerler arasında başka ruhlar da olacaktır. Ama diyelim ki, bir yanda Rıza abi, öteki yanda Emine teyze. Ruhlar arasında da bir tür insan ilişkileri var mı? Hani işte, “Ölüler arkadaş olur mu?” ya da “Ya ben burada kimseyi tanımıyorum!” gibi kaygılar olabilir mi?
Belki de ruhlar, bir şekilde çok daha az “sosyal” ve çok daha çok “gezip tozan” bir hâle geliyor. Çünkü dünya hayatında sıkıldığımız kadar bir şeyin ne kadar rutin olduğu konusunu ruh hayatında daha çok hissediyoruz. Bence ölüler, bir şekilde birbirine “yeni tanıştım!” havasında yaklaşır.
Ölünce Ruhlar Arası Lise Sohbeti
Bir anda okulun koridorunda, yaşarken hiç konuşmadığın bir tipin yanına gelip şöyle diyorsun:
Ruh 1: “Merhaba! Ben seni biliyorum. Burada ne yapıyorsun?”
Ruh 2: “Ya işte, yaşamda hep yalnızdım, burada da yalnızım ama neyse…”
Ruh 1: “Benimle takıl. Biz ölüler daha eğlenceliyiz!”
Bence ruhlar arasında böyle bir konuşma geçerdi. Kendi aralarında da bir tür arkadaşlık ve grup dinamiği gelişir. Şimdi, aynı hayatta olduğu gibi, bir tür ‘kişisel gelişim’ işine giriyor olabilirler mi? Hani kendi ‘ruh-psikolojik gelişimi’? Ya da “Evet, ben buradayım ama biraz daha ölümlü olmak istiyorum!” diye bir geçiş düşüncesi bile olabilir.
Sonuç Olarak…
Ölünce ruhun ilk nereye gideceği gerçekten bir bilinmez. Cennet, Cehennem, Mezar, tatil beldesi veya bir sosyal medya platformu olabilir. Ya da belki de ruh, sadece biraz rahatlamak için gitmek istediği bir yere gitmek ister. Bilmiyorum, ama kesinlikle bir yerlerde bir sosyal ortam olmalı, çünkü yalnız olmak çok zor, hatta buna ruh bile dayanamaz!
Düşünsenize, arkadaşınızla ölümden sonraki planlarınız üzerine sohbet ediyorsunuz ve ikiniz de “Bilmiyorum, belki biraz daha yaşamayı tercih ederim” diyorsunuz. Çünkü ruhlar arasında da bazen planlar yapılır, bazen de hayat sadece bir espri olur. Bu konuda ne olursa olsun, her ruhun da bir gün iç sesi olacaktır. O da ne de olsa hepimizin gibi “neden?” diye soran biri.
Kppd ekibi olarak “Ölünce ruh ilk nereye gider” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!